
Bir kadın bir gece çıkrığının başında oturuyordu; Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri bir çift geniş mi geniş taban girdi, gelip ocağın başına oturdu;
Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri bir çift ince mi ince bacak girdi, gelip geniş mi geniş tabanların üstüne oturdu;
Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri bir çift kalın mı kalın diz girdi, gelip ince mi ince bacakların üstüne oturdu;
Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri bir çift sıska mı sıska uyluk girdi, gelip kalın mı kalın dizlerin üstüne oturdu;
Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri bir çift koca mı koca kalça girdi, gelip sıska mı sıska uylukların üstüne oturdu;
Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri minicik mi minicik bir bel girdi, gelip koca mı koca kalçaların üstüne oturdu;

Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri bir çift geniş mi geniş omuz girdi, gelip minicik mi minicik belin üstüne oturdu;
Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri bir çift ince mi ince kol girdi, gelip geniş mi geniş omuzların üstüne oturdu;
Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri bir çift koca mı koca el girdi, gelip ince mi ince kolların üstüne oturdu;
Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri ince mi ince bir boyun girdi, gelip geniş mi geniş omuzların üstüne oturdu;
Oturdu da oturdu, çıkrık çevirdi de çevirdi, bir yârenim olsaydı dedi de dedi.
İçeri koca mı koca bir baş girdi, gelip ince mi ince boynun üstüne oturdu.

“Bu geniş mi geniş ayakları nereden buldun?” dedi kadın.
“Çok yol teptim, çok yol teptim” (boğuk sesle).
“Bu ince mi ince bacakları nereden buldun?”
“Ahhh-h-h!-geç--ve mini-i-i--cik” (sızlanarak).
“Bu kalın mı kalın dizleri nereden buldun?”
“Çok dua ettim, çok dua ettim” (sofuca).
“Bu sıska mı sıska uylukları nereden buldun?”
“Ahhh-h-h!--geç--ve mini-i-i--cik” (sızlanarak).
“Bu koca mı koca kalçaları nereden buldun?”
“Çok oturdum, çok oturdum” (boğuk sesle).
“Bu minicik mi minicik beli nereden buldun?”
“Ahhh-h-h!--geç--ve mini-i-i-cik” (sızlanarak).
“Bu geniş mi geniş omuzları nereden buldun?”
“Süpürge taşıya taşıya, süpürge taşıya taşıya” (boğuk sesle).
“Bu ince mi ince kolları nereden buldun?”
“Ahhh-h-h!--geç--ve mini-i-i--cik” (sızlanarak.)
“Bu koca mı koca elleri nereden buldun?”
“Demir harmanla döve döve, demir harmanla döve döve” (boğuk sesle).
“Bu ince mi ince boynu nereden buldun?”
“Ahhh-h-h!--geç--mini-i-i--cik” (acınacak hâlde).
“Bu koca mı koca başı nereden buldun?”
“Çok bilgi, çok bilgi” (keskin keskin).
“Ne için geldin?”
“SENİN İÇİN!” (Avazın çıktığı kadar bağırarak, kolu savurup ayakları yere vurarak.)
