
Evvel zaman içinde, bir adamla karısının pek çok çocuğu varmış, onlara yiyecek bulamaz olmuşlar; bunun üzerine en küçük üç çocuğu alıp ormana bırakmışlar. Çocuklar yürümüşler, yürümüşler, ama tek bir ev görememişler. Hava kararmaya başlamış, karınları da acıkmış. Sonunda bir ışık görüp ona doğru gitmişler; meğer bir evmiş. Kapıyı çalmışlar, bir kadın açmış ve “Ne istiyorsunuz?” demiş. Onlar da: “Ne olur bizi içeri alın, bize yiyecek bir şey verin,” demişler. Kadın: “Olmaz, benim kocam dev; eve gelirse sizi öldürür,” demiş. Kızlar çok yalvarmışlar. “Biraz kalalım,” demişler, “o gelmeden gideriz.” Kadın da onları içeri almış, ateşin önüne oturtmuş, süt ve ekmek vermiş; ama tam yemeye başlamışlardı ki kapı güm diye vurulmuş ve korkunç bir ses şöyle demiş:
“Hım, hım, hım, hum, Bir insanoğlu kanı kokusu alırım.
Kim var orada, karı?” “Eh,” demiş karısı, “üç zavallı kız işte, üşümüşler, acıkmışlar, şimdi giderler. Onlara dokunmazsın, değil mi, herif.” Dev hiçbir şey dememiş, koca bir akşam yemeğini silip süpürmüş ve kızlara geceyi orada geçirmelerini emretmiş. Devin de kendine ait üç kızı varmış; bunlar üç yabancı kızla aynı yatakta yatacaklarmış.
Üç yabancı kızın en küçüğünün adı Molly Whuppie'ymiş, çok da akıllıymış. Yatmadan önce devin kendisinin ve ablalarının boynuna saman ip, kendi kızlarının boynuna ise altın zincir taktığını fark etmiş. Molly de dikkat edip uyumamış, herkesin derin uykuya daldığından emin olana dek beklemiş. Sonra yataktan usulca kaymış, kendi boynundan ve ablalarının boynundan saman ipleri çıkarmış, devin kızlarının boynundan da altın zincirleri almış. Sonra saman ipleri devin kızlarına, altın zincirleri de kendisine ve ablalarına takıp yatmış.

Gecenin ortasında dev kocaman bir sopayla kalkmış, el yordamıyla boynunda saman olanları aramış. Ortalık karanlıkmış. Kendi kızlarını yataktan yere indirmiş, ölene kadar dövmüş, sonra da işi güzelce hallettiğini sanarak yine yatmış. Molly kendisinin ve ablalarının oradan çıkma vaktinin geldiğini düşünmüş; ablalarını uyandırıp ses etmemelerini söylemiş, usulca evden sıvışmışlar. Hepsi sağ salim çıkmışlar, koşmuşlar, koşmuşlar, sabaha kadar hiç durmamışlar; sabah olunca da karşılarında görkemli bir ev görmüşler. Meğer bir kralın eviymiş: Molly içeri girip başından geçenleri krala anlatmış. Kral: “Aferin, Molly, sen akıllı bir kızsın, işini de iyi becerdin; ama daha da iyisini becerip geri dönersen ve devin yatağının arkasında asılı duran kılıcını çalarsan, en büyük oğlumu en büyük ablanla evlendiririm,” demiş. Molly de denerim demiş.
Böylece geri dönmüş, devin evine usulca sızmayı başarmış ve yatağın altına sürünüp girmiş. Dev eve gelmiş, koca bir akşam yemeğini silip süpürmüş ve yatmış. Molly dev horlamaya başlayana dek beklemiş, sürünüp çıkmış, devin üstünden uzanıp kılıcı indirmiş; ama tam yatağın üstünden çıkarırken kılıç bir şangırdamış, dev fırlayıp kalkmış; Molly kılıçla birlikte kapıdan dışarı koşmuş; o koşmuş, dev koşmuş, derken “Tek Kıl Köprüsü”ne varmışlar; Molly karşıya geçmiş, dev geçememiş ve şöyle demiş: “Kahrolasın, Molly Whuppie! Sakın bir daha gelme!” Molly de “İki kez daha, koca herif,” demiş, “geleceğim İspanya'ya.” Molly kılıcı krala götürmüş, ablası da kralın oğluyla evlenmiş.

Sonra kral demiş ki: “İyi becerdin, Molly; ama daha da iyisini becerip devin yastığının altında duran keseyi çalarsan, ortanca ablanı ortanca oğlumla evlendiririm.” Molly de denerim demiş. Böylece devin evine doğru yola çıkmış, usulca içeri sızmış, yine yatağın altına saklanmış ve dev akşam yemeğini yiyip mışıl mışıl horlayana dek beklemiş. Usulca çıkmış, elini yastığın altına kaydırmış ve keseyi çekip almış; ama tam dışarı çıkarken dev uyanmış ve peşine düşmüş; o koşmuş, dev koşmuş, derken “Tek Kıl Köprüsü”ne varmışlar; Molly karşıya geçmiş, dev geçememiş ve şöyle demiş: “Kahrolasın, Molly Whuppie! Sakın bir daha gelme!” “Bir kez daha, koca herif,” demiş Molly, “geleceğim İspanya'ya.” Molly keseyi krala götürmüş, ortanca ablası da kralın ortanca oğluyla evlenmiş.
Bundan sonra kral Molly'ye demiş ki: “Molly, sen akıllı bir kızsın, ama daha da iyisini yapıp devin parmağında taşıdığı yüzüğü çalarsan, en küçük oğlumu sana veririm.” Molly de denerim demiş. Yine devin evine dönmüş ve yatağın altına saklanmış. Dev çok geçmeden eve gelmiş, koskocaman bir akşam yemeği yedikten sonra yatağına girmiş, az sonra da gürül gürül horlamaya başlamış. Molly sürünüp çıkmış, yatağın üstünden uzanıp devin elini tutmuş; çekmiş de çekmiş, sonunda yüzüğü çıkarmış; ama tam çıkardığı anda dev kalkıp onu elinden yakalamış ve şöyle demiş: “Şimdi seni yakaladım, Molly Whuppie; ben sana senin bana ettiğin kadar kötülük etmiş olsaydım, sen bana ne yapardın?”
Molly demiş ki: “Seni bir çuvala koyardım, yanına içeri kediyi, dibine köpeği, bir de iğneyle ipliği ve bir makası koyardım; seni duvara asardım, ormana gidip bulabildiğim en kalın sopayı seçerdim, eve gelip seni indirir, ölene kadar döverdim.”
“Pekâlâ, Molly,” demiş dev, “ben de sana tam olarak bunu yapacağım.”
Dev bir çuval alıyor, Molly'yi içine koyuyor, yanına kediyle köpeği, bir de iğneyle ipliği ve makası koyuyor, onu duvara asıyor ve sopa seçmek için ormana gidiyor.
Molly başlıyor şarkı söyler gibi: “Ah, benim gördüğümü bir görseniz!”
“Ah,” diyor devin karısı, “ne görüyorsun, Molly?”
Ama Molly başka tek kelime etmiyor, yalnızca “Ah, benim gördüğümü bir görseniz!” diyormuş.
Devin karısı, Molly'nin gördüğünü o da görsün diye Molly'nin onu çuvalın içine almasına yalvarmış. Molly de makası alıp çuvalda bir delik açmış, iğneyle ipliği yanına alıp aşağı atlamış, devin karısının çuvala çıkmasına yardım etmiş ve deliği dikmiş.
Devin karısı hiçbir şey görmemiş ve aşağı indirilmek için yalvarmaya başlamış; ama Molly hiç aldırmamış, kapının arkasına saklanmış. Derken dev eve gelmiş, elinde kocaman bir ağaç; çuvalı indirmiş ve dövmeye başlamış. Karısı “Benim, herif, benim!” diye bağırmış; ama köpek havlıyor, kedi miyavlıyormuş, dev de karısının sesini tanıyamamış. Ama Molly kapının arkasından çıkmış, dev onu görüp peşine düşmüş; dev koşmuş, Molly koşmuş, derken “Tek Kıl Köprüsü”ne varmışlar; Molly karşıya geçmiş, dev geçememiş ve şöyle demiş: “Kahrolasın, Molly Whuppie! Sakın bir daha gelme!” “Bir daha asla, koca herif,” demiş Molly, “gelmem İspanya'ya.”

Molly yüzüğü krala götürmüş, kralın en küçük oğluyla evlenmiş ve o devi bir daha hiç görmemiş.